|
Giriş Sayfası Ağlamak Aile İçi Şiddet Atipik Depresyon Davranış Boz. Depresyon Depresyon Testi Distimi - 1 Distimi - 2 Duygudurum Boz. Majör (Ağır) Dpr. Manik Dpr. Psikoz Melankolik Dpr. Panik Atak Psikoz Şizofreni Şizofreni Hakkında Tecavüz Ruh. Durm. Utangaçlık Hastalığı Uyum Boz. Bağ. Dpr. Yaş Dur. Bağ. Dpr.
|
|
PANİK ATAK
PANİK ATAK NEDİR?
Başta "Panik Bozukluk" olmak üzere, bir çok psikiyatrik bozuklukta
görülebilen; aniden beklenmedik bir anda herhangi bir yerde ortaya çıkan
yoğun kaygı-bunaltı, korku karışımı bir nöbettir.
Bu nöbet kişiye öylesine yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu
yaşatırki; kötü bir şey olacağı veya sonunun geldiğini, öleceğini
hisseder. Bu korku fırtınasını yaşayan insan doğal olarak o ortamdan ve
durumdan kaçma, uzaklaşma davranışı gösterir, bir an önce yardım
alınabilecek bir sağlık kuruluşuna müracat edilir.....çoğu kerede
hastane, doktor gördüğünde kişide rahatlama olur ve nöbet geçebilir...
Panik atağı yaşayanların bazıları, o esnada; kalp krizi geçirdiklerini
aklını kaçıracağını, felç geçireceğini, kontrolünü yitireceğini, düşüp
bayılacağını hissederler.
PANİK ATAK TÜRLERİ
1-Beklenmedik Ataklar: Nedensiz, birden ortaya çıkan nöbetler, Panik
Bozuklukta bu tür ataklar vardır.
2-Duruma bağlı olanlar: Korkulan bir kedi, köpek veya başka bir nesneyle
yada bir durum karşılığında ortaya çıkar.
3-Durumsal yatkınlık gösterilen panik ataklar: Genellikle destekleyici
bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz, örneğin araba kullanırken
panik atak oluşmaktadır, bazen araba kullandıktan sonra atak
geçirmektedir...
Panik Atağın 13 bedensel bilişsel belirtisi vardır. Bunlardan 4
tanesinin olması nöbet için yeterlidir çoğunlukla 7-10 arası belirti
yaşanmaktadır. Nöbet hızlı başlangıçlıdır, 10 dakikada zirveye çıkar.
Bazen yarım-veya bir saat sürebilir.
PANİK ATAKTA GÖRÜLEN BELİRTİLER:
1-Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, kalbin yerinden fırlayacakmış
gibi olması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar...
2-Terleme (Sıcak -Soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması
hissi)
3-Titreme-sarsılma-itilme hissi
4-Boğulma ve nefes alamama hali (Boğazda düğümlenme veya bir yumru,
tıkanma hissi)
5-Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı havanın yetmemesi gibi
hisler)
6-Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama
7-Bunaltı, karında ağrı, şişkinlik ve gaz oluşması
(Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali)
8-Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
hali
9-Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir
sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler, küçülür her şey
bulanıklaşır...yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali:
sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişinin kendisini
hissedememe, algılayamama kendisine yabancılaşma durumu oluşur....)
10-Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu
(Kendisine çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)
11-O esnada "yaşamım buraya kadarmış" duygususu-ölüm korkusu
12-Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar,
yanmalar, karıncalanmalar, diken ,diken olma halleri
13-Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
MİTOLOJİDE PANİK:
Mitolojide tek ölümlü tanrı Panzeus'un yolladığı uykuyu ve rüyaları
getiren, ruhları yer altına, Hades'in ülkesine götüren, gezginlerin,
tacirlerin ve hırsızların tanrısı, çobanların sürülerini koruyup onlara
bereket veren, el hünerlerinin ve söz söyleme sanatının ustası Hermes'in
nymphe penolope'den olan oğluydu. Doğduğunda bedeni kıllarla kaplı,
alnının üstünde 2 tane boynuzu vardı. O zaman bile penisi ereksiyon
halindeymiş. Bu gülünç görüntüsünden dolayı tanrılar ona PAN ismini
vermiş.
Elinde bir üzüm salkımı yada fülütü ile görülürmüş. Eski yunanda
kırların çobanların tanrısıymış. Ormanda geçen insanların karşısına
birden geçip onlarda korkma dehşet yaratan, kaba, çirkin ve ürkütücü
cinsellik tanrısıdır.
Yunan mitolojisinde panikle (panikos) paidon üretilmiş bir sözcüktür.
Pan'ın çığlığı çok korkunçmuş, bunu işiten hayvanlar çılgına döner,
kurtlar, kuşlar saklanacak delik ararlarmış. Sakin otlayan kuzuların,
koyunların can havliyle kendilerini uçurumlara attığı olurmuş.
Pan'ın doğada başkalarının görmediği, duymadığı şeyleri algıladığı ve
acıyla bağırdığınada inanırlardı.
Belkide Pan, yitirdiği aşkların, ulaşamadığı sevgilerin acısıyla zaman
zaman bağırıyordu. Belkide tanrılar arasında ilk ölenin kendisi
olacağını bildiğinden, o denli sevdiği doğadan ayrılmanın acısıyla
bağırıyordu.
AGORAFOBİ VE PANİĞİN TARİHÇESİ:
1421'de Robert Burton, anksiyete ataklarına eşlik eden somatik
(bedensel) duyumlardan ve agora fobik kaçınma davranışından söz
etmiştir.
1971'de Da Costa "irritabl kalp" sendromunu tanımlamıştır, 1905'de Usler
göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve sinirlikten yakınan hastaları
tanımlamak için "kalp nevrozu" terimini kullanmıştır. Freud, 1894'de
Heckrer'in çalışmalarını yorumlamış ve bugünkü panik atağın karşılığı
olabilecek "Anksiyete Nevrozu" kavramını ortaya atmıştır. Bu hastalığın
Nevrasteniden ayrı bir özellikte olduğunu iddia etmiştir. Freud'un
Anksiyete Nevrozundaki belirtilerden dokuzu panik atakta olan
belirtilerdir.
1919'da Lewis 1.Dünya şavaşına katılan askerlerde görülen belirtileri
"asker kalbi" olarak tanımlamıştır.Kadınlarda görülen tabloya ise "efor
sendromu" demiştir. 1972 de aynı tabloya "nürosirkülatuvar asteni" adı
verilmiştir.
1980'de Amerikan Psikiyatri Birliği Panik Bozukluğu ayrı bir antite
olarak DSM-III kitabına koymuştur.
PANİK BOZUKLUK TOPLUMDA NE ORANDA YAYGINDIR?
Panik bozukluk-kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülür.
Panik bozuklu tanılı hastaların %75-80'i kadındır. Aile çalışmalarında;
eğitim, etnik yapı, sosyal durumla bağlantı bulunmamıştır.
Yaşam boyu yaygınlığı değişik çatışmalarda %1,5-3,5 arasında
saptanmıştır. Bu oran gittikçe artmaktadır.
Değişik hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan panik ataklar ve "sınırlı
belirtili atakların" ise %15-20 arasında olduğu bildirilmektedir.
Dolayısıyla gerek panik bozukluğuna bağlı gerekse diğer pisikolojik,
biyolojik nedenlere bağlı panik atakların her yüz kişiden 20-25 inde
görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu oran her 4 kişiden 1'inin panik ataklı
olduğu anlamına gelmektedir. Paniğin bu kadar popüler olması bu
yaygınlığı ve korkutucu belirtileri olsa gerek...
Panik hastalarının çoğunluğu psikiyatri dışı hekimlere başvurmaktadır.
Görülen belirtiler otonomik ve fiziksel belirtiler olduğunda kalp
hastalığı görünümü verebilmektedir. İlk başvurular bu yüzden dahili
branşlar olmaktadır.
Stein, 1994, Chignon 1993'de yaptıkları bir araştırmada panik bozukluklu
hastaların % 35'nin sık sık nefes alma, % 20-30'unda kalp damarlarının
normal çıktığı, anjiosu normal bulunan hastaların % 35-45'inin ayrıntılı
muayenesinde panik bozukluğu olduğu saptanmıştır. (Mukerji, katun) bu
yanlış anlayış ve yöntemin ABD'ye yıllık maliyetinin 33 milyon dolar
olduğu iddia edilmektedir.
PANİK BOZUKLUKTA SOSYAL-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER:
-Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir.
-En sık 20-30 yaş arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer.
-Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.
-Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.
-Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.
-Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki
saptanmamıştır.
-Evli insanlarda, dul yada boşanmış insanlara göre daha az
görülmektedir, (bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha
fazladır.)
PANİK ATAK VE PANİK BOZUKLUĞUNUN TESHİŞ KRİTERLERİ NELERDİR?
PANİK ATAK TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ
(DSM_IV'e göre panik atağı tanı ölçütleri)
Not: Panik atağı kodlanabilir bir bozukluk değildir. Aşağıdaki
semptomlardan dördünün (ya da daha fazlasının) birden başladığı ve on
dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı, ayrı bir yoğun korku ya da
rahatsızlık duyma döneminin olması:
1-Çarpıntı, kalp atımlarının duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2-Terleme
3-Titreme ya da sarsılma
4-Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
5-Soluğun kesilmesi
6-Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7-Bulantı ya da karın ağrısı
8-Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9-Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon
(benliğinden ayrılmış olma)
10-Kontrolunu kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11-Ölüm korkusu
12-Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
13-Üşüme; ürperme; ya da ateş basmaları.
DSM-IV (Psikiyatrik hastalıkları sınıflandırma kitabı)'e göre
"AGORAFOBİ OLMADAN PANİK BOZUKLUĞU" TANI ÖLÇÜTLERİ
A-Aşağıdakilerden hem(1), hem de (2) vardır:
1-Yineleyen beklenmedik Panik Atakları
2-Atakların en az birinin, 1 ay süreyle (ya da daha uzun bir süre)
aşağıdakilerden biri (ya da daha fazlası) izler:
(a)başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı
(b)atağın yolaçabilecekleri ya da sonuçlarıyla (örn. kontrollunu
kaybetme, kalp krizi geçirme, "çıldırma") ilgili olarak üzüntü duyma
(c)ataklarla ilişkili olarak belirgin bir davranış değişikliği gösterme
B-Agorafobinin olması
C-Panik atakları bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç,
tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn.
hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
D-Panik Atakları, Sosyal Fobi (örn.korkulan toplumsal durumlarla
karşılaşma üzerine ortaya çıkan). Özgül Fobi (örn. özgül bir fobik
durumla karşılaşma), Obsesif-Kompulsif Bozukluk (örn.buluşma üzerine
obsesyonu olan birinin kir ve pslikle karşılaşması), Posttravmatik Stres
bozukluğu (örn. ağır bir stres etkenine eşlik eden uyaranlara tepki
tepki olarak) ya da ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu (örn. evden ya da
yakın akrabalardan uzak kalmaya tepki olarak) gibi başka bir mental
bozuklukla daha iyi açıklanamaz.
AGORAFOBİ NEDİR?
Agorafobinin belirgin özeliği; yalnız kalmaktan yada kaçmanın zor
olabileceği ve ani bir sorun yaşanacağından yardım alınamayacağı korkusu
ile kalabalık, topluma açık yerlerde bulunmaktan duyulan korkudur. İşlek
bir cadde, sinema, tiyatro, cami, tünel, asansör, toplu taşıma
vasıtaları, büyük kapalı alış veriş merkezleri en sık kaçınılan yerler
ve durumlardır. Agorafobikler çoğu kez evden çıktıklarında mutlaka
güvendikleri birinin kendilerine eşlik etmelerini ısrarla isterler.
Agorafobi panikle birlikte veya tek başına da olabilir. Gözlemlerimize
göre çoğunlukla birlikte olmalarıdır. Çünkü panik atağı yaşayacağı
korkusu kişinin düşünce ve davranışlarında ciddi kaçınma davranışlarına
yol açar.
AGORAFOBİ TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ
A. Beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilecek ya da durumsal olarak
yatkınlık gösterilen bir Panik atağın ya da panik benzeri semptomların
çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor
olabileceği (ya da sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda
bulunmaktan anksiyete duyma. Agorafobik korkular arasında özel birtakım
belirli durumlar vardır ki bunlar arasında tek başına evin dışında olma,
kalabalık bir ortamda bulunma ya da sırada bekleme, köprü üzerinde olma
ve otobüs, tren ya da otomobile geziye çıkma sayılabilir.
Not: Kaçınma, bir ya da sadece birkaç özgül durumla sınırlı ise Özgül
Fobi tanısını, toplumsal durumlarla sınırlı ise Sosyal Fobinin tanısını
düşününüz.
B. Bu durumlardan kaçınılır (örn. geziler kısıtlanır) ya da Panik Atağı
ya da panik benzeri semptomlar olacak anksiyetesiyle ya da yoğun bir
sıkıntıyla bu durumlara katlanır ya da eşlik eden birinin varlığına
gereksinilir.
C. Bu anksiyete ya da fobik kaçınma, Sosyal Fobi (örn. utanacak olma
korkusuyla giden toplumsal durumlarla sınırlı kaçınma), Özgül Fobi (örn.
asansör gibi tek bir durumla sınırlı kaçınma), Obsesif Kompulsif
Bozukluk (örn. buluşma ile ilgili obsesyonu olan birinin kir ve
fislikten kaçınması), Posttravmatik Stres Bozukluğu (örn. ağır bir stres
etkenine eşlik eden uyaranlardan kaçınma) ya da Ayrılma Anksiyetesi
Bozukluğu (örn. evden ya da akrabalardan ayrılmaktan kaçınma) gibi başka
bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.
PANİĞİN ALT TİPLERİ
Panik atak yaşayanların hepsi aynı biçimde belirti ve korku
yaşamayabilirler. Araştırmalara göre paniğin alttipleri şunlardır;
-KLASİK PANİK (solunum ve kalp sistemi belirtileriyle giden...)
-KOGNİTİF PANİK (bilişsel belirtilerin önde olduğu) panik
-NONKOGNİTİF PANİK (bilişsel belirtilerin olmadığı panik)
-NOKTURNAL PANİK (uykuda gelen ve kişiyi uyandıran panikler)
-ALEKSİTİMİK PANİK
-GASTRO İNTESTİNAL PANİKLER (mide, barsak sistemi belirtileriyle
seyreden panik)
-KORKUSUZ (nonfearful) PANİK
Klasik panik: kişide önce çarpıntı, heyecan başlar göğüste sıkışma, sol
kola vuran ağrı ve uyuşma görülür. Bununla birlikte hızlı soluk alıp
verme ve boğazda düğümlenme başlar. O anda kalbin solunumunun duracağı;
kalp krizi geçirileceği hissi oluşur. Yakınlarından kalp krizi
geçirenlerde daha sık görüldüğü gözlenmektedir.
Kognitif panik: Bilinç sistemini etkiler. Kendisini tam
algılayamama,ruhun bedenden ayrılması hissi.Etrafı sisli,cisimleri uzak
farklı algılama baş dönmesi,boşlukta olma hissi görülür.
Ayrıca kontrolün yitirileceği elde olmadan kötü şeylerin olabileceği ,
aklın kaçırılabileceği bazen ölüneceğinden korkulur.
Nonkognitif panik: Kognitif panikteki belirtiler görülmez .Daha çok bir
fenalık , göğüste baskı , çarpıntı hissi olur.
Nokturnal panik: Uykudan ani bir çarpıntı ve korku ile uyanıldığı
paniklerdir. Hemen pencere açılır ve hava alınmaya çalışılır uykuda
"panikle ölürüm" diye kişinin uykusu kaçar bilinçli olarak uyumamaya
çalışır. Zamanla uykusuzluğun getirdiği diğer sorunlarda ortaya çıkar.
Aleksitimik panik: Nöbet nöbet bedensel belirtilerin olduğu bir türdür.
Gastro intestinal panikler: Midede , karında başlayıp göğüse doğru dalga
dalga yayılan fenalık hissidir. Boğazda düğümlenme yumru hissi
oluşturur. Beraberinde bulantı , şişkinlik , gaz, ishal olabilir. Bu
türünün "abdominal epilepsiyle" ayırd edilmesi önemlidir.
Korkusuz (nonfearful) panik: Panik bozukluğun teşhis kriterlerini
karşılayan bir durumdur. Buradaki panik ataklarda korku, anksiyete
görülmez. Bu gruptakiler nöroloji, kardioloji uzmanlarına daha çok
müracat ederler.Tahlillerde ve muayanede hiç bir şey saptanmaz.
PANİK ATAĞIN GELMEMESİ İÇİN GELİŞTİRİLEN DAVRANIŞLAR
PANİK BOZUKLUKLU HASTALARIN DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİ:
Panik Bozukluğu olan hastalar, yaşadıkları panik ataklar nedeniyle
zamanla yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar. Çok şiddetli ölüm
korkusu veya kontrolünü yitirme duygusu yaşadıklarından düşünce
davranışların da aşırılıklar abartılar, korkular, dikkati çeker, fakat
bütün bunlar hastanın elinde ve iradesinde değildir. Yapılan panik
tedavisiyle bütün belirtiler ortadan kalkar...
Örnekler: "Her an bana bir şey olabilir, düşüp bayılırım" korkusuyla
aşağıdaki davranışlar geliştirilir:
Yanında su taşıma,
Sürekli kalbini ve nabzını dinleme ve tutma,
Tansiyon aletiyle dolaşma, sürekli tansiyonunu ölçme ve ölçtürme,
Yakınlarının adreslerini, telefonlarını özel bir şekilde yanında taşıma,
Panik krizi yaşanır endişesiyle cinsel ilişkiden kaçma, sportif
aktiviteleri bırakma,
Sürekli yanında birilerinin bulunmasını isteme, yalnız kalamama, sokağa
çıkamama, kalabalık, kapalı yerlere girememe, toplu taşıma vasıtalarına
binememe...
Bulunduğu muhitten uzağı gidememe,
Tatile seyahate çıkamama,
Birçok sağlık sigortasına üye olup, kartları yanında taşıma,
Bir yere gideceği zaman sağlık kuruluşlarının olduğu güzargahlar dan
gitme,
Sık sık, acil ünitelerine başvurup kalp grafikleri (EKG) çektirme,
Check-Up,lar Yaptırma,
Berbere diş hekimine gidememe,
Boğazını sıkan bir şey giyememe,
Sütyen takmaktan sıkıntı duyma,
Camiye gidememe, veya en arka safta namaz kılma,
Cenaze arabası, ambulans, itfaiye aracı görünce hastanelere gidince
fenalaşma hissi,
Uykuda panikle ölürüm diye uyumama ve uykusunu kaçırma,
Tansiyon yükselecek, kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusu
ile aşırı rejim-diyet uygulaması (bazı panik krizlerinde tansiyon ciddi
bir şekilde yükselmekte ve yapılan kan tahlillerinde kolesterolda yüksek
çıkmaktadır.),
Tv'lerdeki, basındaki intihar, cinayet, felaket haberlerinden aşırı
etkilenme, onlar gibi olma korkusu,
Otomobilde panik yaşarım korkusu ile, otomobiline binememe, otomobilini
satma,
Uçağa, vapura binememe,
Tek başına banyo yapamama, tuvalete gidememe, kapıda birisini bekletme,
Bayılırım, ölürüm diye aylarca banyo yapamama,
Panik krizi geçtikten sonra, aşırı yorgunluk, keyifsizlik halinin ortaya
çıkması.
Tünellerden, köprülerden geçememe, yüksek yerlere çıkamama. Kendisini
aşağı atma korkusu,
Panik anında bayılırım korkusuyla organlarını ve cildini belli etmeyecek
giysi giymek.
Değerli takı takmamak,
Panik sürecinde tuvalete gitme isteği,
Daha fazla güvenebileceği birilerinin yanına taşınma (aileden biri,
doktoru ya da hastanelere yakın...)
Kriz süresince bildiği bütün duaları okumak,
Uyumadan önce dua etmek. Birgün panikle ölebilirim diye yakınlarına ve
sevdiklerine servetini dağıtma ve vasiyet yazma.
Her gömleğinin, ceketinin cebine kriz anında kullanılmak üzere ilaç
koyma,
Issız ve şehirden uzak yerlere gidememe
PANİK BOZUKLUK NEDENLERİ
1- Genetik ve ailesel nedenler.
2- Biyolojik teoriler
3- Psikodinamik teoriler
4- Gelişimsel teoriler
5- Öğrenme kuramları
6- Bilişsel modeller
1- GENETİK VE AİLESEL ÇALIŞMALAR:
Panik bozukluğu olan hastaların birinci derecede yakınlarında panik
bozukluğu ve panik atak görülme oranı %15-30 arası bulunmuştur.
Aynı yumurta ikizlerinde aynı anda panik bozukluk görülmesi %30-40 arası
saptanmıştır.
Panikte klinik belirtilerin hastaların çoğunda benzerlik göstermesi
genetik nedenleri düşündürmektedir.
Yapılan genetik çalışmalarda; 16g 22 kromozomunda bir genin bu konumdaki
rolünden bahsedilmektedir. Fakat kesinlik için yeni araştırmalara
ihtiyaç vardır.
2-BİYOLOJİK TEORİLER:
Panik atağı esnasında oluşan biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklerden
yola çıkarak; beynin hangi bölgelerinde ne türlü reaksiyonlar ortaya
çıktığı araştırılmıştır.
Panik atağı olan ve olmayanlara "sodyum-laktat" enjeksiyonu yapılmıştır.
Panikli insanlarda "panik atağı" ortaya çıkarken, kontrol gruplarında
çıkmamıştır.
Diğer yandan aşırı egzersizle artan laktat panikte artmış, oksijen
tüketimi, metabolik hızı artıran kafein, yohimbin ve karbondioksitinde
panik atağı ortaya çıkardığı bilinmektedir.
Karbondioksit beyinde katekolamin ve noradrenerjik siklusu artırarak
paniğe neden olur. Panik esnasında aşırı noradrenalin salgısı olmakta ve
otonomik belirtileri ortaya çıkarmaktadır. (Çarpıntı, ağız kuruluğu
vs..)
-LOKUS SERULEUS'UN PANİKTE ETKİSİ:
Beyinde 4. ventrikül tabanında gelişmiş olan çok sayıda hücreden oluşan
bir alandır. Beynin bir çok bölgesiyle bağlantıları vardır. Beyindeki
noradrenalinin %70 inden fazlası bu bölgeden karşılanmaktadır. Beyindeki
noradrenerjik aktivite artışı, korku ve bunaltı ortaya çıkarır.
Maymunlarda yapılan çalışmalarda lokus seruleusa elektrikle uyarı
verilmiş ve panik benzeri durum çıkmıştır. Hayvanlarda bu bölgenin
lezyonları, çıkarılması vs. anksiyeteyi (bunaltı), tehlike ve ağrıya
verilen yanıtları azaltmaktadır. Lokus seruleus aktivitesini azaltan
ilaçlarda hayvanlarda korkuyu azaltmaktadır. Lezyonlarda ayrıca
hayvanlar saldırgan olmakta ve yeme-içme davranışlarında artış
gözlenmektedir.
Bu çalışmalar sonucunda lokus seruleusun daha ziyade "alarm sistemi "
olduğu ve zararlı, hatalı uyarıları diğerlerinden ayırdığı ileri
sürülmektedir.
Aşırı uyarı halinde bütün beyin fonksiyonları ve irade dışı çalışan
sistemler uyarılmaktadır.
Orta derecede ise uyanıklık ve dikkatte artış olmaktadır.
Az uyarılma halinde korkusuzluk, ani impulsif davranışlar ve
dikkatsizlik ortaya çıkmaktadır.
-SEROTONİN VE PANİK İLİŞKİSİ:
Sinir hücreleri arasında iletişim görevi olan önemli bir
"norotransmitter" dir. Serotonin seviyesindeki değişiklikler, serotonin
işlev bozukluklarında paniğe yol açtığı söylenmektedir.
Beyin görüntüleme çalışmaları ve panik:
Panik oluşturan kafein, yohimbin, laktat gibi ajanlarla PET ve SPECT
çalışmaları yapılmıştır. Beyin kan akımında düzensizlikler saptanmıştır
MRI da hipotalamus ve temporal bölgelerde bozukluklar saptanabilmiştir.
3-PSİKODİNAMİK TEORİLER:
Alt benlikten kaynaklanan dürtülerle üst benliğin yasaklarının çatışması
sonucu anksiyete ortaya çıkar. Benliğin savunma mekanizmaları bunu
karşılamıyorsa panik ataklar ortaya çıkabilir. Bastırılan cinsellik,
saldırganlık dürtüleri, yasak dürtülerde paniğe neden olabilir.
4-GELİŞİMSEL KURAMLAR:
John Bowlby tarafından geliştirilmiştir. Anksiyetenin belirlenmesinde
içgüdüsel dürtülerinin önemini dikkat çekmiştir. Birinci içgüdü
bağlılıktır. Bağlılık figürünü kaybetme tehlikesinde anksiyete ortaya
çıkar. Anksiyete korkunun bir bileşimidir.
Çocuklukta aileden ayrılmanın, yetişkinde karışık anksiyete
(panik)-depresyon oluşturduğuna inanmaktadır.
Bowlby agorafobinin ayrılma anksiyetesi olduğunu açıklar. Bağlılık
figürüne güvenle bağlanamamaktan kaynaklandığını söyler.
5-ÖĞRENME KURAMLARI:
Koşullu refleks kuramına göre anksiyete; tehlikeli dış uyaranlara karşı
organizmanın koşulsuz yanıtıdır. Fobiler klasik şartlanma yoluyla nötral
uyarana bağlı bunaltıdadır.
6-BİLİŞSEL MODELLER:
Bedende herhangi bir sebeple ortaya çıkan belirtileri (örneğin,
çarpıntı, uyuşma..) kişinin gereksiz ve tehlikeli olarak algılaması ve
"çarpıtıp" ciddi rahatsızlıklar olarak değerlendirmesi paniğe yol
açmaktadır. Herhangi bir anksiyete durumuna eşlik edebilecek önemsiz
kalp atışı, baş dönmesi, ağız kuruluğu; kişi tarafından bayılacağı,
öleceği, kalbinin duracağı şeklinde yorumlanır.
Bu modelle göre; dış uyaranlardan çok düşünce, imajinasyon, bedensel
belirtiler gibi içsel uyarılar panik atakları ortaya çıkarabilir.
Zararlı, tehlikeli yorumlanan uyaranlardan sonra ortaya çıkan bedensel
kıpırtılar, duyumlar da yanlış yorumlanır ve "kısır döngüye" girilmiş
olunur. Kişi artık dikkatini sürekli bedensel duyumlarına verir ve
tetikte bekler ve olumsuz düşünceleri pekişir.
PANİK BOZUKLUĞA EŞLİK EDEN DİĞER PSİKİYATRİK VE BİYOLOJİK BOZUKLUKLAR:
Psikiyatrik bozukluklar:
1- DEPRESYON: Panik hastalarının %40-50'sinde depresyon'da aynı zamanda
görülmektedir. Bazen paniklerden sonra, aynı anda yada depresyondan
sonra panikler ortaya çıkabilir. Panik atakların hemen ardından da
birkaç saat veya bir gün depresif bir görünüm ortaya çıkabilmektedir.
2- AGORAFOBİ: %50-70 oranında en sık görülen eş zamanlı bozukluktur. Depam'da yapılan çalışmada panik bozukluğu olan 3000 hastamızın %65'inde
agorafobi saptanmıştır.
3- SOSYAL FOBİ: %10-15 oranda bulunur. Sosyal, ekonomik; yaşamsal
aktivitelerden kendini geri çekme. Yeni ve yabancı insan ve durumlarla
karşılaşmaktan kaçma davranışı sosyal fobik kişilerde görülür. Panikte
ikincil olarak sosyal fobik özellikler görülüğü gibi, panikli insanın
ayrıca bir sosyal fobisi olabilir.
Tedaviyle paniğe bağlı olanlar ortadan kalkar. Sosyal fobi için ayrıca
bir tedavi gerekebilir.
4-SOMATOFORM BOZUKLUK: %6-8 arasında eşlik eder. Kadınlarda daha
fazladır. Sosyo-ekonomik ve kültürel yetersizlik , ırk farkı önemlidir.
Yoğun bedensel yakınmalar vardır ve hiç biri fiziksel sebebe bağlanmaz.
5-HİPOKONDRİYAZİS: Sürekli kendini dinleme ve sağlık kitaplarını okuma,
hastalıklar bulma; doktor, doktor dolaşma; tahliller yaptırma durumudur.
Panik bozuklukta %20-30 oranında eşlik eder.
6-MADDE KULLANIMI: Alkol başlangıçta sıkıntı ve paniği giderdiğinden
panikli insanların bir kısmı "alkolle kendi kendini tedavi" yoluna
gider. Zamanla bağımlılık gelişir sürekli alkolle dolaşılır ve sabahtan
içilmeye başlanır.
Alkol kullanım bozukluğu % 20-25 arasındadır. Diğer maddeler (yeşil
reçete ilaçları uyarıcı ve uyuşturucu özelliği olan maddeler vs.) %5-10
oranda değişmektedir.
Manik depresif bozukluk: Depresyon ve onun tam tersi coşma, uçuşma
nöbetlerinin (mani) olduğu bu hastalığın panikle görülme oranı %10-12
arasındadır.
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI:
-Kaçıngan
-Obsesif-kompulsif
-Paranoid
-Borderline
Kişilik bozuklukları'da % 40 oranda eşlik eder.
Genel anksiyete bozukluğu: Burada sürekli kötü bir şeyler olacağı
kaygısı ve " diken üzerinde olma" hali vardır. %15- 20 oranda
görülebilir.
Obsesif -kompulsif bozukluk: Takıntı ve saplantıların olduğu (temizlik
kontrol, bulaşma takıntıları, tekrarlayıcı davranışlar)
PANİK BOZUKLUĞA EŞLİK EDEN BİYOLOJİK BOZUKLUKLAR
1-MİTRAL VALV PROLAPSUSU:
Kalp kapakçığı sarkması olan MVP'susu panik bozukluklu hastaların
yaklaşık % 40-50'sinde bulunmaktadır. MVP'susunun toplumda görülme
sıklığı % 5 ve kadınlarda iki kat daha fazladır. MVP'susunun belirtileri
panik bozuklukla benzerdir. Sebep mi? Sonuç mu? olduğu tartışmalıdır.
-Göğüs ağrısı, çarpıntı ile acillere başvuran hastaların % 40'ında panik
bozukluğu saptanmıştır.
- Göğüs ağrısı nedeniyle anjiografi yapılan hastaların % 40-60'ında
panik bozukluğu bulunmuştur.
Tedavi olmayan panikli hastalarda koroner arter hastalığına bağlı
ölümler üç kat daha sık görülmüştür.
2- TİROİD BEZİ ANORMALLİKLERİ:
Panik bozukluklu hastalarda tiroid fonksiyon bozuklukları daha sıktır
"hipertiroidi" genel nüfusa göre yüksektir.
3-İRRİTABL KOLON SENDROMU:
Barsakların aşrı duyarlı olması hali ve barsak problemlerinin yaşanması
da panik bozuklukla birlikte bulunabilmektedir. Anksiyete tedavisiyle bu
hastalar düzelebilmektedir.
4-AKCİĞER HASTALIKLARI:
Müzmin tıkayıcı akciğer hastalıklarında %8-20arası panik bozukluğu
bulunmaktadır. (Astım, bronşit, amfizem, allerjik akciğer
hastalıkları....)
5- MİGREN:
Migrenli olanların bir kısmında panik bozukluğu olabilmektedir. Baş
ağrısı şikayeti olan erkek hastaların %12'sinde, kadınların ise %15inde
panik bozukluğu saptanmıştır.
6-EPİLEPSİ (SARA NÖBETLERİ):
Temporal nöbetlerde görülen, korku, yabancılaşma, farklı algılama aşırı
sıkılma ve taşıkardi gibi belirtiler, panik atakta da görüldüğünden
gözden kaçabilir. Ayrıca beynin sağ temporal bölümü alınan insanlarda
panik benzeri belirtileri olabilmektedir. Bundan dolayı paniğin
"temporalimbik" anormallik olduğu ileri sürülmektedir.
7-BEYİN-DAMAR HASTALIKLARI:
Beyin-damar hastalıkları panik bozuklukta diğer hastalara göre iki kat
fazladır. Panikteki tansiyon yükselmelerinin buna yol açtığı
söylenmektedir.
PANİK BOZUKLUĞUN KARIŞTIĞI VE AYRILMASI GEREKEN DURUMLAR:
1-Agorafobi
2-Madde bağımlıkları ve kötüye kullanımları. (Amfetamin, kafein, alkol,
diazem türü ilaçlar)
3-Hipokandriazis
4-Yaygın anksiyete bozukluğu
5-Sosyal fobi
6-Özgül fobi
7-Obsesif- kompulsif bozukluk
8-Alkol bağımlılığı
9-Organik hastalıklar
- Hipertiroidizim
- Hiperparatiroidizim
- Hipertansiyon
- Feokromasitoma (Böbreküstü bezi hastalığı)
- Vestibüler disfonksiyon (Kulaktaki denge fonks. boz.)
- Kardiak aritmiler
- Konvulsif bozukluklar (Sara nöbetleri)
PANİK BOZUKLUKTA, RİSK FAKTÖRLERİ (Kimler paniğe daha yatkın?)
-Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu
olanlar.
-Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi, insanlar.
-Düşünce ve duyguların yeterince dışarıya yansıtamayan, "içsel
insanlar."
-Alkol yada başka bağımlılık yapabilen maddelere yatkınlık ve bağımlılık
-Geçmişinde panik atak diğer anksiyete bozukluklarından bir rahatsızlık
ya da depresyon geçirmiş olmak.
-Sürekli baskı altında olmak, engellenmek yada kendi kendini baskılamak.
-Sosyal fobik, kaçıngan kişilik yapıları
-Sürekli "verici" davranma "iyilik meleği"gibi davranma "hayır"
diyememe.
-Öfkesini, kızgınlığı dışarıya yansıtamayan insanlar
-Dürtülerini sürekli bastıran insanlar -Cinselliği baskılamak, cinsel
tatminsizlik ve yoğun bilinç dışı aldatma dürtüleri ve gizli homoseksüel
eğilimleri olanlar.
-Aşırı hırslı, sürekli başarı ile beslenen, başarısızlıklarda kendisini
suçlayan yapı..
NEREYE KADAR PANİK? (Paniğin seyri, gidişatı)
Panik bozukluk en çok 30'lu yaşlarda ortaya çıkar. Az sayıda çocuklukta
başlar. 45 yaşında başlaması olağan değildir... Gidişatı kişiden kişiye
değiştiği gibi aynı kişide bile belirtiler değişebilir. Uzun süreli
izleme çalışmalarında % 40'nın belirtilerden arındığı, yaklaşık %
50'sinin belirtilerinin çok hafiflediği ve yaşamlarını engellemediği
saptanmıştır. % 10-20 arası belirtilerin iniş-çıkışlarla devam ettiği
görülmüştür.
PANİK BOZUKLUKTA TEDAVİ
Panik atak kesinlikle kontrol altına alınabilir.
Tedavide Temel ilkeler şunlardır:
1-Panik atakları ortadan kaldırmak
2-Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.
3-Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi
(tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız
kalabilmek gibi... )
4-Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları
gidermek
5-Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek
6-Panikten dolayı bozulan aile, iş-sosyal yaşamın eskisi gibi
normalleşmesi.
7-Hiçbir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre
daha devam ettirmek.
Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalıdır. Hasta hekimine her
an ulaşmalıdır.
Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır. Yardımcı olarak;
sakinleştiriciler, yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar
kullanılır.
Antidepresanların bir kısmı eski kuşak ilaçlardır. (Anafranil, tofranil,
ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon... gibi )
Yeni kuşak, ilaçlar (efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral,
serzone, faverin, gibi.. )
Bu ilaçların bir kısmı paniği tedavi eder. Hekimin yaptığı muayene ve
tecrübesi sonuca en uygun ilaç seçilir. Bir ilaç her hasta da aynı
sonucu vermeyebilir.
İlaçların bir kısmı (eski kuşak) başlangıçta belirtileri arttırabilir,
ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kiloartışı , kabızlık, cinsel
problemler yapabilir. Yeni kuşakta bulantı, titreme, cinsel problemler,
kilo artışı gibi yan etkileri olabilir. Bunlar kalıcı değildir. Bir süre
sonra azalabilirler.
Panik bozuklukta ilaç tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.
-Hekim önerisi dışında kesinlikle ilaç almamak gerekir.
-Panik belirtileri düzelir düzelmez ilaçları ne azaltmak nede kesmek
gerekir. Yoksa kısa sürede tekrarlar.
-Yardımcı ilaçlar yeşil reçeteye tabi olanlar (Xanax, diazem, nervium
benzeri ilaçlar.)
Ve bazı kalp-tansiyon ve mide ilaçlarıdır. Bunların kısa süreli
kullanılması gerekir.
-Başka hastalıklarınız nedeniyle ilaç alacaksanız doktorunuza danışın.
-ilaçlar zamanla iştahınızı arttırır. Özellikle -tatlıya- karşı
dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve
ağırlıklı beslenin.
İlaç tedavisi dışında -bilişsel, davranışsal, terapi'nin panikte iyi
sonuç verdiği bilinmektedir.
Burada kişinin bedensel belirtileri algılama ve onlara "kötü anlamlar
yükleme" olayı anlatılır.
Düşünce, beden ve belirtilerin ilişkisi; belirtilerini-düşünceyi nasıl
etkilediği konuşulur. Yani önce hastalığın nasıl oluştuğu,
belirtilerinin anlamını ne olduğu ve nelere yol açamayacağı anlatılır.
Daha sonra kaçınma davranışlarının nasıl yok edileceğini geçilir.
Bunları mutlaka bir terapistle birlikte yürütmek gerekir.
Terapiye istekli ve azimli olduktan sonra bir ayla üç ay arasında epey
yol alınır.
-Panikli olmak bir "kader" olmamalı.
-Paniğin süresi ne kadar olursa olsun, tedavi edilebilir. Yirmi otuz
yıllık panikleri Depam'da çok tedavi ettiğimizi belirtmek isterim.
PANİK ATAKTA EN ÇOK SORULAN SORULAR ve CEVAPLARI:
-Panik atak kalp krizine yol açar mı?
HAYIR
-Panik felce yol açar mı?
HAYIR
-Panik anında ölebilir miyim?
HAYIR
-Panik anında kendimi, kontrolümü yitirir kendime ve çevreme zarar
verebilir miyim?
HAYIR
-Panik atak bayılmaya sebep olur mu?
HAYIR
-Deliliğe yol açar mı?
HAYIR
-Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm?
HAYIR
-Tedavisi var mıdır?
EVET
- İlaç beyni nasıl etkiler, düşünceyi ve davranışı nasıl değiştirir...?
Beyindeki "alarm" sistemindeki hassasiyeti giderir. Bozulan dengeleri
düzenleyerek aşırı bedensel duyum ve belirtileri yok eder. Aklımız
beynimizden uzaklaşmaya başlar ve yaşamın diğer yanlarını tekrar görmeye
algılamaya başlarız. Zamanla paniği unutur hale geliriz.
-Panik Tekrarlar mı?
Biyolojik, Sosyo-kültürel-ekonomik ve psikolojik şartlar müsaitse her
hastalık gibi panikte tekrarlayabilir. Fakat ciddi uzun süreli bir
tedavi ile tekrar riski azalır. Ayrıca tekrarlayacaksa çok hafif
tekrarlar. Kontrol edilebilir seviyede olur. Bazen doktora bile ihtiyaç
duyulmaz. Tedavide paniği kontrol altına almak ve onu tanımak ne
yapıp-yapamayacağını bilmek önemlidir.
-Panik şizofreniye çevirir mi?
HAYIR
-Alkol alarak paniği yenebilir miyim?
HAYIR (zamanla artar ve bağımlılık gelişir)
-Kendimi dine inanca versem geçer mi ?
Paniğin inançsızlık ve ibadetsizlikle ilgisi yoktur. "İnançlı"
insanlarda da panik yaşanır.
-Yanımda ilaç, adres ve telefonlar, su, bisküvi, tansiyon aleti vs..
taşıyorum. Olmayınca yola çıkamıyorum bir şey olur mu?
Bağlanma, garantiye alma ihtiyacından yola çıkıyorsunuz. Tedavi ile
yavaş yavaş bu bağlanma nesnelerinden kurtulmak, özgür ve özgüvene
dayalı "sahaya" çıkmanız mümkündür.
-Spor paniği arttırır mı?
HAYIR (faydası vardır)
-Sex yapabilir miyim ?
EVET
-Panik geldiğinde acile gideyim mi?
HAYIR (Daha önceki nöbetler nasıl geçtiyse bu nöbette geçecek)
-Panik depresyonla beraber olur mu?
EVET
-Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp
ölebilirmiyim.
HAYIR
-İlaçla beraber alkol alınır mı?
Çoğunlukla HAYIR, fakat doktorunuza danışmakta yarar var...
-İlaçlar bağımlılık yapar mı? Hayat boyu kullanmam gerekir mi?
HAYIR
-Panikten dolayı işimi değiştirip, veya bırakayım mı?
HAYIR Kesinlikle işinizi bırakmayın ve değiştirmeyin.
-İlaçlar, yiyecekler içecekler boğazımı tıkar mı? Boğulur muyum?
HAYIR
-Bana büyü yapılmış veya 'cin' çarpmış olabilir mi?
Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur kesinlikle hocalara, büyücülere,
medyumlara, biyoenerjiyle uğraşanlara gitmeyin.
ÖNERİLER
1-Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın.
Temel Kural: "Düşmanını Tanı"
Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!
2-Dahili, fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa; bir daha
tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.
3-Her hastanın tedavi süresi, onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan
tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.
4-Yakınlarınızıda doktorla görüştürün. Hastalığın sizin elinizde ve
iradenizde olmadığını öğrensinler ve size "yüklenmesinler"
5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.
"Başaracağım, bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım.
Kendime inanıyorum ve güveniyorum!"
Telkinini sık sık yenileyin.
6-Mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.
7-Her gün duş alın.
8-Yüzme imkanınız varsa yüzün.
9-Yılda iki kez tatil yapın.
10-Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan sorunlarda
üzülmeyin. "Kulak arkası edin."
11-Kahve, koyu çay, kolalı içeceklerden uzak durun.
12-Midenizi tıka basa doldurmayın, uzun süre aç kalmayın.
13-Sizin gibi panik yaşayan insanlarla bir araya gelin. Sosyal-kültürel
faaliyetlerde bulunun.
14-Panik krizini hissettiğiniz an dikkatinizi başka yere vermeye
çalışın.
15-Nefes egzersizleri yapın (Derin nefes alıp içinizde tutun ona kadar
sayın ve ağzınızdan üfler gibi yavaş yavaş verin)
16-Her gün gevşeme (relaksasyon) egzersizleri yapın. Bütün vücut
kaslarınızı kasıp sonra gevşetin.
17-Sex yaşamınızı canlandırın, fanteziler üretin.
HASTA YAKINLARI NE YAPMALI? HASTAYA NASIL DAVRANMALI?
-�Bir şeyin yok, evham yapıyorsun, her şey senin elinde� lafını etmemek.
-Paniğin kişinin kontrolünün dışında olduğunu bilmek ve onu anlamak.
-Fiziksel muayene ve tetiklerde bir şey saptanmayınca hemen
psikiyatrist� e başvuruyu sağlamak.
-Onu eleştirmeyin, küçük düşürücü yada zorlayıcı davranışlarda
bulunmayın.
-Hastalık kontrol altında olana kadar ona destek olan ve psikiyatrist
direktiflerini uygulamada ona yardımcı olun.
-Hastayı zorlayarak korktuğu durumlarla yüz yüze
getirmeyin.Örneğin,seyahate yollamak, asansöre bindirmek,kalabalık
alışveriş merkezine sokmak gibi...
-Kendi kaygı ve korkularınızı iyileşene kadar ona yansıtmayın.Çünkü,
panikli insan hastalık,acı,keder,felaket haberlerinden olumsuz
etkilenir.
-Hastanız evhamlı yapıdaysa bir sefer iyi bir fiziksel muayeneden
geçirtin. Ayrıntılı Çek-Ap yaptırın .Paniği açıklayan fiziksel bir neden
yoksa, bir daha fiziksel işlemlere baş vurmayın.Hastanızın psikolojisini
bilmeyen bazı hekimler, muğlak konuşarak hastanın paniğini artırabilir.
-Hastanın yanında sağlık haberlerini okumayın,falan kalpten gitmiş,filan
aklını oynatmış şeklinde kesinlikle konuşmayın.
-"Yeter artık bir an önce iyileş bizde bıktık usandık" demeyin!
-Hastanızın rol yaptığını, naza çektiğini sakın düşünmeyin ve telaffuz
etmeyin.
-� Ne var canım bir gün ölmeyecekmiyiz, ölümden bu kadar korkulur mu �
demeyin bu korku klasik ölüm korkusundan farklı ve şiddetlidir. Büyük
konuşmayın ve hastanızın �İnşallah başına gelirde beni anlarsın�
beduuasın almayın.
-Hastanıza �Senin için ne yapayım, nasıl yardımcı olayım � diye sorun.
Onu mutlaka can kulağıyla dinleyin ve anlamaya çalışın.
-Şunu unutmayınki, panikli insanlar yaşama çok bağlıdırlar. Kendi
kendilerine acı çektirmek isterlermi?
-Paniğin dini inanç eksikliği, iman zaafı olmadığını bilin.Dindar
insanda ülser olduğu gibi panik atak da yaşayabilir.
-Hastanızın doktorundan aldığınız bilgi ve direktiflerle hareket edin.
-Sabırlı olun panik atak mutlaka kontrol altına alınanbir durumdur.
Giriş Sayfası | Ağlamak | Aile İçi Şiddet | Atipik Depresyon | Davranış Boz. | Depresyon | Depresyon Testi | Distimi - 1 | Distimi - 2 | Duygudurum Boz. | Majör (Ağır) Dpr. | Manik Dpr. Psikoz | Melankolik Dpr. | Panik Atak | Psikoz | Şizofreni | Şizofreni Hakkında | Tecavüz Ruh. Durm. | Utangaçlık Hastalığı | Uyum Boz. Bağ. Dpr. | Yaş Dur. Bağ. Dpr. |