|
Giriş Sayfası Ağlamak Aile İçi Şiddet Atipik Depresyon Davranış Boz. Depresyon Depresyon Testi Distimi - 1 Distimi - 2 Duygudurum Boz. Majör (Ağır) Dpr. Manik Dpr. Psikoz Melankolik Dpr. Panik Atak Psikoz Şizofreni Şizofreni Hakkında Tecavüz Ruh. Durm. Utangaçlık Hastalığı Uyum Boz. Bağ. Dpr. Yaş Dur. Bağ. Dpr.
|
|
PSİKOZ
Psikoz; Dipten Gelen dalga..
Bilinçdışı, ruhun karanlık yüzünde yer alır. Burası, kendine özgü
kuralları olan, bilince yabancı ve yasak bir dünyadır.
Kapısında,
bilincin nöbetçileri bekler. Bu nöbetçiler, bilinçdışına atılmış yasak
arzuların ve toplumsal yaşamla bağdaşmayacak hayallerin bilince
çıkmasına engel olurlar. Örneğin, yakın akrabalar arası cinsel ilişki
toplum kuralları ile yasaklanmıştır. Dolayısıyla, kan bağı olan birisine
yönelik cinsel yakınlaşma duyguları bastırılmalı ve bilinçdışında
tutulmalıdır. Çünkü, bu duygular bilince çıkarsa, kişiyi yasak bir
eyleme kışkırtacak, onun ve yakınlarının yaşamını altüst edecek
gelişmelere neden olacaktır. Aynı durum, başkalarına yönelik şiddet ve
saldırganlık eğilimleri için de geçerlidir. Toplumsal yaşamla
bağdaşmayacak cinsel ve saldırgan eğilimler bilinçdışında hapsedilmeli,
ortaya çıkmaları engellenmelidir.
Çocuklarda, bilinçle bilinçdışı arasındaki duvar derme çatma bir çiti
andırır. Bu dönemde, yasak arzular ve hayaller bilince gelip giderler.
Ancak, yıllar geçtikçe duvar yükselir ve kalınlaşır. Giderek aşılması
olanaksız hale gelir. Erişkin bir kişide, artık bir taraftan diğerine
geçmek tümüyle olanaksızdır. Ancak, bilinçdışı arzular ve hayaller,
bilince çıkmasalar da bulundukları yerden kişinin yaşamını etkilemeyi
sürdürürler. Bu işi iki yolla yaparlar.
Birinci yol bilinçdışından, kişinin bilinçli yanına, manyetik güç
dalgasını andıran dalgalar gönderilmesidir. Bilincin ışığıyla
aydınlatılmış bir dünyada günlük olağan yaşamını sürdüren bir kişi,
bilinçdışının derinliklerinden çıkıp gelen böyle bir dalganın etkisine
girdiğinde beklenmedik bir davranışta bulunur. Örneğin, çok iyi bilinen
bir ismin unutuluvermesi, tanıdık birine başka bir isimle seslenilmesi
ya da yanlışlıkla o sırada hiç akılda olmayan birinin telefon
numarasının çevrilmesi, bilinçdışının etkisi altında kalınarak yapılan
davranışlardır. Bazen de kişi, daha uzun süreli bir etkilenme altında
kalır ve mantıklı bir açıklaması olmayan bir davranışta ısrar eder. Bazı
kişilere karşı sürdürülen anlamsız düşmanlıkların ya da belirli bir
nedene bağlanamayan tutkulu yakınlaşmaların altında genellikle böyle bir
bilinçdışı etkilenmenin bulunduğu düşünülür.
Bilinçdışı arzular için ikinci firar olanağı düşlerdir. Uykuda, bilinçle
bilinçdışı arasındaki kapıda bekleyen nöbetçilerin dikkati dağılır ve
bilinçdışı arzular kılık değiştirerek bilince çıkma olanağı bulurlar. Bu
nedenle, düşlerde olup bitenler, uyanık durumdaki mantıklı düşüncemizle
anlaşılması güç olaylardır. Bir kişi ansızın bir başka kişiye dönüşür.
Evimizin salonunda otururken kendimizi bir deniz kıyısında ya da başka
bir kentin sokaklarında buluveririz. Yıllar önce ölmüş bir arkadaşla
karşılaşmak, hatta kendi cenaze törenimize katılmak bile düşlerde
olanaklıdır.
Bazı durumlardaysa, düşlerde ve dil sürçmelerinde kısmen aralanan kapı,
büyük bir patlamayla dağılır ve bilinçle bilinçdışını ayıran duvarda
gedikler açılır. Yıllardır bilinçdışında kapalı tutulmuş arzular ve
hayaller bilince doluşurlar. Düş günlük yaşama karışmış, kişi gerçekle
gerçek olmayanı ayırt edemez hale gelmiştir. İç konuşmalar dışarıdan
gelen yabancı sesler olarak işitilebilir. Zihinde canlandırılan hayaller
çevrede dolaşan gerçek yaratıklar olarak algılanabilir. Tıpkı düşlerde
olduğu gibi, psikoza giren kişi için de, mantıkla açıklanamayacak bir
çok durum olanaklı hale gelmiştir. Tanrı ya da peygamber olduğuna, CIA
tarafından takip edildiğine, beyin dalgalarıyla uzaydaki uyduları
yönettiğine inanabilir. Radyo ve televizyondan kendisine yönelik
mesajlar geldiğini ya da yakınlarının onu zehirlemeye çalıştıklarını
düşünebilir. Bazı durumlarda kişinin konuşması da anlaşılmaz hale gelir.
Sanki, ruhu yabancı bir güç tarafından ele geçirilmiş gibidir.
Psikozun nedenleri
Neden bazı insanlar psikoza girerler? Bilinçdışını denetim altında tutan
duvarı yıkan nedir? Bu sorular yıllardır yanıtlarını bekliyor. Henüz
kesin bir neden belirlenebilmiş değil. Ancak, yine de bilinen bazı
etkenler var. Bunlardan ilki kalıtım. Bazı kişilerde söz konusu duvar
daha ince ve dayanıksız. Dolayısıyla, yaşanan olumsuz olayların
yarattığı basınç karşısında kolayca yıkılıveriyor. Doğum sırasında
oksijensiz kalmanın ve çocukluk döneminde geçirilmiş olan bazı virus
enfeksiyonlarının da bu yönde bir yatkınlık yarattığı ileri sürülüyor.
Kimi zamansa, bazı bedensel hastalıklar ya da bir zehirlenme veya bir
kaza sırasında beyinde meydana gelen zedelenme psikoza yol açabiliyor.
Psikoz türleri
Psikoz adı verilen ruhsal bozukluğun değişik türleri var. Bunlardan
başlıcaları şöyle sıralanabilir:
1. Şizofreni: Halk arasında en iyi bilinen psikoz türüdür. Genellikle
genç yaşlarda başlar. Tuhaf düşünceler, hayaller ve kişinin kulağına
boşluktan sesler gelmesi sık görülen belirtilerdir. Bazı tiplerinde kişi
garip bir pozisyonda heykel gibi saatlerce durabilir ya da anlamsız ve
amaçsız bir hareketlilik gösterebilir.
2. Paranoya: Aşırı şüpheciliğin hakim olduğu bir ruhsal bozukluktur.
Daha ileri yaşlarda ortaya çıkar. Kişi eşinin kendisini aldattığını ya
da yakınlarının onu öldürmeye çalıştıklarını ileri sürebilir. Yaşamını
bu gerçek dışı düşüncelere göre düzenlemeye başlar. İşi gücü bırakıp
bütün gün eşini takip edebilir. Evdekiler tarafından zehirlenmemek için
sürekli dışarıda yemek yer ya da yemeklerini kendisi pişirir. Gerçek
dışı tehlikelerden korunmak için silah taşımaya başlayabilir. Bazı
hastalar, haksızlığa uğradıkları inancıyla, sürekli dava açarak,
yıllarca mahkemelere gidip gelirler.
3. Kısa psikoz: Şizofreni ve paranoya genellikle yıllarca, hatta yaşam
boyu sürebilen ruhsal bozukluklar. Bazı psikozlar ise aniden başlayıp
bir kaç hafta içinde düzelebiliyor. Genellikle, ağır hakarete uğrama,
aldatılma, ırzına geçilme, işkence görme gibi yıkıcı bir olaydan sonra
gelişen bu tür psikozların seyri şizofreni ve paranoyaya göre çok daha
iyi.
4. Paylaşılmış psikoz: Bu bozuklukta, aslında psikotik olmayan bir
kişinin, psikotik bir kişinin düşüncelerini paylaşması söz konusu. Hasta
olan kişinin gerçek dışı inanç ve düşünceleri diğer aile üyeleri
tarafından da gerçek olarak kabul edilmeye başlanıyor. Örneğin,
komşusunun evlerine elektronik aygıtlar yerleştirdiğini ve bu yolla
evlerini dinlediğini düşünen şizofrenik bir hastanın eşi de, aslında
hasta olmadığı halde, giderek kocasının fikirlerini benimsemeye
başlıyor.
Psikozun Mantığı..
Nasıl oluyor da, bir insan kendini Napolyon ya da Sezar zannedebiliyor?
Ya da, Tanrının, televizyon spikerleri aracılığıyla kendisine mesajlar
gönderdiğine inanabiliyor? Kendi halinde bir adamın, peygamberliğini
ilan etmesine yol açan nasıl bir düşünce sistemidir? Hangi mantık
oyunları, kişinin, CIA tarafından takip edildiğine ve evine dinleme
cihazları yerleştirildiğine inanmasına neden oluyor?
Bu tür tuhaf düşüncelerin kaynağında öncelikle şiddetli bir istek yer
alıyor. Kişi, önemli bir devlet adamı, bir dini lider, büyük bir sanatçı
ya da sporcu olduğuna inanmak istiyor. Ancak, bu tür istekler yalnızca
akıl hastalarına özgü değil. Hepimizin gerçekleşmesi olanaksız
hayallerimiz var. Hastaları ayırt eden özellik, onların bu hayalleri
gerçek zannetmelerine izin veren bir düşünce sistemine sahip olmaları.
Hayallerin gerçek zannedilmesine izin veren mantığın üç temel özelliği
var. Bunlardan ilki, yalnızca bir ortak yanı olan iki nesnenin aynı
kabul edilebilmesi. Örneğin, bu sistemle düşünen birisi için, 'Başbakan
gözlüklü, ben de gözlüklüyüm, öyleyse ben de başbakanım' diye akıl
yürütmek olanaklı. Ya da 'Peygamberin sakalı vardı, eğer sakal uzatırsam
ben de peygamber olabilirim' düşüncesi akla uygun bulunabilir. Yine aynı
mantık sistemiyle, yeni tanıştığı birisini, göz rengi aynı olduğu için,
annesi olarak kabul edebilir. Ya da, tam tersine, annesinin bakışlarını
televizyonda izlediği uzaylı yaratığınkine benzeterek, onun uzaydan
geldiğini iddia edebilir.
Psikoza izin veren mantığın ikinci özelliği, doğa ve toplum kurallarına
göre işleyen süreçlerin, kişisel güç ve niyetlere dayandırılarak
açıklanması. Örneğin, psikotik bir hasta, Bengaldeş'teki sel felaketine,
Kobe depremine ya da uzay mekiği kazasına kendisinin neden olduğunu
ileri sürebilir. İçindeki kötü düşüncelerin ya da birisine yönelik
nefret duygusunun bu olaylara yol açtığına inanabilir.
Psikotik mantığın üçüncü özelliği, önce yargıya varıp sonra kanıt
toplanması. Örneğin kişi, Cumhurbaşkanının ona önemli bir mesaj iletmeye
çalıştığı yargısına sahiptir. Televizyonun karşısına geçip haberleri
izlemeye başlar. Bu noktadan sonra artık tüm olup bitenleri kafasındaki
yargıyı doğrulayan birer işaret olarak görmeye hazırdır. Onun şapkasını
sallaması, kameraya doğru bir bakışı ya da konuşurken bir an
duraklaması, hep kendisine mesaj iletme çabasının açık belirtileri
olarak kabul edilir.
Psikotik mantığın özellikleri aslında bize hiç yabancı değil. Onu
düşlerden ve küçük çocukların düşüncelerinden tanıyoruz. İlkel
insanların düşüncesine egemen olan da yine aynı mantık. Bu mantık
sağlıklı erişkin insanda bilinçdışında bastırılmış olarak bekliyor ve
bazı kişilerde psikozla birlikte yeniden ortaya çıkıyor.
Yazar: Psikiyatrist Doç. Dr. Levent METE
Giriş Sayfası | Ağlamak | Aile İçi Şiddet | Atipik Depresyon | Davranış Boz. | Depresyon | Depresyon Testi | Distimi - 1 | Distimi - 2 | Duygudurum Boz. | Majör (Ağır) Dpr. | Manik Dpr. Psikoz | Melankolik Dpr. | Panik Atak | Psikoz | Şizofreni | Şizofreni Hakkında | Tecavüz Ruh. Durm. | Utangaçlık Hastalığı | Uyum Boz. Bağ. Dpr. | Yaş Dur. Bağ. Dpr. |