Affetmek, en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Çoğu kişi onu, yaşananları onaylamak, unutmak ya da karşı tarafı haklı çıkarmak sanır. Oysa affetmek bambaşka bir şeydir: kişinin, taşıdığı öfke ve acının yükünü bir kenara bırakmayı seçmesidir.
Affetmek ne değildir?
Affetmenin ne olmadığını bilmek, onu anlamak için kritiktir. Affetmek, olan biteni onaylamak değildir; yaşanan haksızlık hâlâ haksızlıktır. Unutmak değildir; anı yerinde kalabilir. Karşı tarafı haklı çıkarmak ya da onunla ilişkiyi zorunlu olarak sürdürmek değildir. Barışmayı da gerektirmez. Affetmek, çoğu zaman karşı taraf için değil, kişinin kendisi için yapılan içsel bir süreçtir. Bu ayrımlar, affetmenin önündeki en büyük engelleri kaldırır.
Öfkeyi taşımanın bedeli
Bir haksızlığa uğradığımızda öfke duymak doğaldır ve hatta bir süre işlevseldir; sınırın ihlal edildiğini işaret eder. Ancak bu öfkeyi yıllarca taşımak, çoğu zaman en çok taşıyana zarar verir. Çözülmemiş öfke ve içerleme, kişinin ruh sağlığını, ilişkilerini ve hatta fiziksel sağlığını etkileyebilir. "Affetmezsem ona ders vermiş olurum" düşüncesi bir yanılgıdır; çünkü öfkenin yükü, karşı tarafa değil, çoğu zaman kişinin kendisine biner. Affetmek, bu yükü bırakma seçimidir.
Affetmek bir süreçtir
Affetmek bir anda alınan bir karar değil, zaman içinde gelişen bir süreçtir. "Affediyorum" demek yeterli değildir; gerçek affetme, acıyı tam olarak hissetmeyi, yasını tutmayı ve zamanla yükü hafifletmeyi içerir. Bu süreç zorlanamaz ve acele ettirilemez. Kişi hazır olmadan affetmeye çalışmak — "affetmeliyim" baskısı — çoğu zaman öfkeyi bastırmakla sonuçlanır ki bu, gerçek affetme değildir. Affetme, ancak acı gerçekten görüldükten sonra sahici olabilir.
Kendini affetmek
Affetmenin en zor biçimlerinden biri, kişinin kendini affetmesidir. Geçmişte yapılan bir hata, verilen bir karar ya da yaşatılan bir zarar için kişi kendini yıllarca cezalandırabilir. Oysa kendini affetmek, sorumluluğu reddetmek değildir; hatayı kabul edip ondan ders çıkardıktan sonra, sonsuz bir suçluluğun yükünü bırakmaktır. Kendine, bir dostuna göstereceğin şefkatle yaklaşmak — herkesin hata yapabileceğini kabul etmek — kendini affetmenin temelidir. Bu, öz-şefkatle yakından ilişkilidir.
İlişkilerde onarım
Bir ilişkide kırılma yaşandığında, onarım hem affetmeyi hem de sorumluluk almayı gerektirir. Zarar veren tarafın içten bir özür sunması, savunmaya geçmeden sorumluluğu kabul etmesi ve davranışını değiştirmeye istekli olması, onarımın temelidir. Zarar gören tarafın ise, hazır olduğunda ve güven yeniden inşa edildikçe affetmeye açılması gerekir. Onarım, tek taraflı değil, karşılıklı bir süreçtir. Sağlıklı ilişkiler, hiç kırılma yaşamayanlar değil; kırılmaları onarabilenlerdir.
Affetmek, sınırsızlık değildir
Affetmek, aynı zararın tekrar tekrar yaşanmasına izin vermek anlamına gelmez. Kişi affedebilir ama aynı zamanda kendini korumak için sınırlar koyabilir; hatta bazı durumlarda affetmek, ilişkiden uzaklaşmayı da içerebilir. Affetmek içsel bir yük bırakma iken, sınır koymak dışsal bir koruma biçimidir; ikisi bir arada var olabilir. Sağlıklı bir affetme, kişinin hem geçmişin yükünden özgürleşmesini hem de gelecekte kendini korumasını sağlar.
Ne zaman destek almalı?
Geçmişte yaşadığınız bir haksızlığın öfkesini ya da acısını bir türlü bırakamıyor, bu yük yaşamınızı ve ilişkilerinizi etkiliyorsa, bir uzmanla çalışmak yararlı olabilir. Affetme süreci, özellikle derin yaralar söz konusu olduğunda, güvenli bir eşlikle daha sağlıklı ilerler.
Güvenilir Kaynaklar
Bu yazıdaki bilgiler, aşağıdaki bağımsız ve resmi sağlık kuruluşlarının yayınlarıyla desteklenmektedir.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi teşhis, tedavi ya da psikoterapi yerine geçmez. Yaşadığınız zorlanma günlük işlevselliğinizi etkiliyorsa bir uzmana başvurmanızı öneririm. Acil durumlarda 112'yi arayın.