Travmayı yalnızca onu doğrudan yaşayanlar taşımaz. Bir yakınının acısına sürekli tanık olan, travma öykülerini dinleyen ya da başkalarına bakım veren kişiler de, zamanla bu yükün bir kısmını içselleştirebilir. Buna ikincil travma denir ve gerçek, ciddiye alınması gereken bir etkidir.
İkincil travma nedir?
İkincil travma, bir kişinin travmatik bir olayı doğrudan yaşamadan, ona tanık olarak ya da onu yaşayan birine yakından eşlik ederek etkilenmesidir. Bir travma öyküsünü tekrar tekrar dinlemek, acı çeken bir yakına bakım vermek ya da başkalarının travmalarıyla sürekli temas hâlinde olmak, kişide travmatik stres benzeri belirtiler yaratabilir. Bu, bir zayıflık değil; empati kapasitesinin ve insani bağın doğal bir sonucudur. Başkasının acısına gerçekten dokunan biri, o acının bir kısmını taşımaya başlayabilir.
Kimler risk altında?
İkincil travma, özellikle başkalarının acısıyla yakın temasta olan kişilerde görülür: sağlık çalışanları, ilk yardım ekipleri, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve elbette ruh sağlığı çalışanları. Ancak bu, yalnızca meslek gruplarıyla sınırlı değildir. Travma yaşamış bir yakınına — bir eşe, çocuğa ya da arkadaşa — sürekli destek veren herhangi biri de risk altındadır. Sevginin ve bağlılığın olduğu her yerde, sevilenin acısını paylaşma olasılığı vardır. Bu yükü fark etmek, onunla sağlıklı biçimde baş etmenin ilk adımıdır.
Belirtileri
İkincil travmanın belirtileri, doğrudan travmanınkilere benzeyebilir: duyulan acı verici öykülerin zihinde tekrar canlanması, uyku sorunları, artan kaygı ve tetikte olma hâli, duygusal uyuşma ya da tam tersine aşırı duygusallık. Buna sıklıkla şefkat yorgunluğu eşlik eder: sürekli başkalarının acısına şahit olan kişinin, zamanla empati kapasitesinin tükenmesi. Kişi giderek mesafeli, sinik ya da tükenmiş hissedebilir; eskiden anlam bulduğu bakım verme rolü, artık ağır bir yük gibi gelebilir.
Şefkat yorgunluğu ve tükenmişlik
Şefkat yorgunluğu, sürekli başkalarına bakım vermenin ve onların acısını paylaşmanın yol açtığı bir tükenme biçimidir. Tükenmişlikle yakından ilişkilidir ama ondan biraz farklıdır: tükenmişlik daha çok iş yükü ve koşullarla, şefkat yorgunluğu ise doğrudan başkasının acısına duygusal maruz kalmayla ilgilidir. İkisi çoğu zaman bir arada bulunur. Bakım veren kişi, kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyip başkalarını önceliklendirdiğinde, bu yorgunluk sessizce birikir ve sonunda hem kendisine hem de bakım verdiği kişilere iyi gelemez hâle gelir.
Kendini korumak
İkincil travmadan korunmanın temeli, kendi ihtiyaçlarını ihmal etmemektir. Bu bencillik değil; sürdürülebilir bir bakımın ön koşuludur. Net sınırlar koymak — sürekli erişilebilir olmamak, işi eve taşımamak — duygusal yükü sınırlar. Kendi duygularını fark etmek ve bastırmak yerine ifade etmek, birikmeyi önler. Düzenli dinlenme, kendini besleyen etkinlikler ve sosyal bağlar, tükenmeye karşı koruyucudur. En önemlisi, gerektiğinde kendisi için de destek istemekten çekinmemektir. Tükenmiş bir bakım veren, kimseye iyi gelemez.
Destek almak bir güçtür
Başkalarına destek olan kişiler, çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını görmezden gelir; "benim sorunum onunkiyle kıyaslanamaz" diye düşünürler. Oysa ikincil travma ve şefkat yorgunluğu gerçektir ve ele alınmayı hak eder. Süpervizyon, akran desteği ya da bireysel terapi, bu yükü işlemenin ve taşınabilir kılmanın etkili yollarıdır. Başkasının acısına tanık olurken kendini de korumak, hem kişinin kendi sağlığı hem de bakım verdiği kişiler için değerlidir. Kendine bakmak, başkalarına bakabilmenin ön koşuludur.
Ne zaman destek almalı?
Başkalarının acısına sürekli tanık oluyor ve kendinizde tükenme, duygusal uyuşma, artan kaygı ya da eskiden anlam bulduğunuz bakım rolüne karşı bir yorgunluk fark ediyorsanız, bir uzmandan destek almak değerlidir. İkincil travma, fark edilip ele alındığında yönetilebilir; kendinize bakmak, başkalarına bakma kapasitenizi de korur.
Güvenilir Kaynaklar
Bu yazıdaki bilgiler, aşağıdaki bağımsız ve resmi sağlık kuruluşlarının yayınlarıyla desteklenmektedir.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi teşhis, tedavi ya da psikoterapi yerine geçmez. Yaşadığınız zorlanma günlük işlevselliğinizi etkiliyorsa bir uzmana başvurmanızı öneririm. Acil durumlarda 112'yi arayın.