MY Psikoloji

Psikolog Melisa Yıldız

00%

İçeriğe atla
Travma

Yas: Aşamalardan Geçmek Zorunda Değilsiniz

Yas düz bir çizgide ilerlemez ve bir sonu yoktur. Amaç unutmak değil, kaybı taşıyabilecek kadar büyümektir.

Psikolog Melisa Yıldız 3 dakika okuma 612 kelime
Sisli bir sabahta uzanan sakin bir manzara

Yas hakkında en çok bilinen şey — beş aşama — aynı zamanda en yanlış anlaşılanıdır. Elisabeth Kübler-Ross bu aşamaları yas tutanlar için değil, ölmekte olan hastaların deneyimini anlatmak için tanımlamıştı. Ve hiçbir zaman sırayla geçilmesi gereken bir liste olarak sunmadı.

Yas gerçekte nasıl işler?

Yas dalgalar hâlinde gelir. Bir hafta iyi geçer, sonra bir koku, bir şarkı ya da markette bir raf her şeyi başa döndürür. Bu, gerileme değildir — yasın normal işleyişidir.

Günümüzde en çok kabul gören modellerden biri Stroebe ve Schut'un ikili süreç modelidir. Buna göre yas tutan kişi iki yönelim arasında salınır:

  • Kayıp odaklı: Acıya yönelme, anımsama, ağlama, özlemi hissetme.
  • İyileşme odaklı: Yeni role uyum, günlük hayata dönme, dikkat dağıtma.

Sağlıklı yas, bu ikisi arasında gidip gelmektir. Sürekli acıda kalmak da acıdan tamamen kaçmak da süreci uzatır. Yani "hâlâ üzgünüm" kadar "işe gömüldüm" de bir kaçış olabilir.

Yasta normal olan tepkiler

  • Yoğun özlem ve arayış hissi; kalabalıkta onu görür gibi olmak,
  • Öfke — kaybettiğiniz kişiye, doktorlara, kendinize ya da hiç kimseye,
  • Suçluluk ("keşke şunu deseydim"),
  • Uyuşma ve gerçek dışılık hissi,
  • Odaklanma güçlüğü, unutkanlık,
  • Bedensel belirtiler: göğüste ağırlık, yorgunluk, iştah değişimi,
  • Beklenmedik anlarda gelen rahatlama ve bunun ardından gelen suçluluk.

Son madde özellikle önemlidir: uzun bir hastalık sürecinin ardından hissedilen rahatlama, sevginin eksikliği değildir. İnsan aynı anda hem yasta hem rahatlamış olabilir.

"Devam eden bağlar" yaklaşımı

Eski yas anlayışı, iyileşmeyi "kopmak" olarak tanımlardı. Güncel yaklaşım ise bunun tersini söylüyor: sağlıklı yas, ilişkiyi bitirmek değil dönüştürmektir.

Kaybettiğiniz kişiyle konuşmaya devam etmek, onun sesini içinizde taşımak, "o olsa ne derdi" diye düşünmek patolojik değildir. Bunlar, bağın yeni bir biçime kavuşmasıdır. Amaç unutmak değil; kaybı taşıyabilecek kadar büyümektir.

Ne zaman uzamış yas?

Yasın bir takvimi yoktur. Yine de bazı işaretler profesyonel destek gerektirir. Kayıptan bir yıldan uzun süre geçmesine rağmen:

  • Yoğun özlem ve acının hiç azalmadan sürmesi,
  • Günlük işlevselliğin geri dönmemesi (işe, ilişkilere dönememe),
  • Kaybı kabullenmede belirgin güçlük,
  • Kaybı hatırlatan her şeyden aşırı kaçınma ya da tam tersi, sürekli o eşyalarla yaşama,
  • Yaşamın anlamsız olduğu hissinin sürmesi,
  • Ölüm düşünceleri.

Bu tablo "uzamış yas bozukluğu" olarak tanımlanır ve tedavi edilebilir.

Yas tutan birine nasıl destek olunur?

SöylemeyinBunun yerine
"Zaman her şeyin ilacı""Bunun ne kadar süreceğini kimse bilmiyor, ben buradayım"
"Artık güçlü olmalısın""Güçlü olmak zorunda değilsin"
"Onu daha iyi bir yerde""Onu çok özlüyorsun"
"Bir şeye ihtiyacın olursa ara""Salı akşamı yemek getiriyorum, uygun mu?"
"En azından acı çekmiyor"Hiçbir şey söylemeyin, sadece yanında olun

Yas tutan kişinin en çok ihtiyaç duyduğu şey açıklama değil, tanıklıktır. Sessizce yanında oturmak, doğru cümleyi bulmaya çalışmaktan çoğu zaman daha değerlidir.

Yıldönümleri ve özel günler

Doğum günleri, bayramlar ve ölüm yıldönümü, yas tepkilerini yeniden yoğunlaştırabilir. Bunu önceden bilmek bile yükü hafifletir. O günler için bir plan yapmak — bir ritüel, bir ziyaret ya da yanında olacak bir kişi — o günü daha taşınabilir kılar.

Çocuklar yası nasıl yaşar?

Çocukların yası yetişkinlerinkinden farklı görünür ve bu farklılık sıkça yanlış yorumlanır. Bir çocuğun kaybı öğrendikten kısa süre sonra oyuna dönmesi, umursamadığı anlamına gelmez; çocuklar yası parçalar hâlinde yaşar — kısa yoğun anlar ve aralarında normal dönemler.

  • Açık ve somut konuşun. "Uyudu", "bizi bıraktı gitti" gibi ifadeler çocukta kafa karışıklığı ve uyku korkusu yaratabilir. Yaşa uygun ama net bir dil kullanın.
  • Suçluluğu adlandırın. Çocuklar sıkça olayla kendi davranışları arasında bağ kurar. "Bunun olmasının seninle hiçbir ilgisi yok" cümlesi açıkça söylenmelidir.
  • Rutini koruyun. Yas döneminde değişmeyen bir günlük düzen, çocuk için en güçlü güvenlik kaynağıdır.
  • Kendi yasınızı saklamayın. Ağladığınızı görmesi zararlı değildir; duyguların ifade edilebilir olduğunu öğrenir. Önemli olan, çocuğun sizi teselli etme sorumluluğunu üstlenmemesidir.

Kaynaklar

Stroebe, M., & Schut, H. (1999). The dual process model of coping with bereavement. Death Studies, 23(3), 197–224.

Worden, J. W. (2018). Grief Counseling and Grief Therapy (5th ed.). Springer.

#Yas #Kayıp #Travma #Duygu
Psikolog Melisa Yıldız

Psikolog Melisa Yıldız

Psikolog

Çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle çalışıyorum. Psikoloji ve sosyolojinin derinliğini birleştirerek; güvenli, yargısız ve tamamen kişiye özel bir destek alanı sunuyorum.

Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi teşhis, tedavi ya da psikoterapi yerine geçmez. Yaşadığınız zorlanma günlük işlevselliğinizi etkiliyorsa bir uzmana başvurmanızı öneririm. Acil durumlarda 112'yi arayın.

Sık Sorulanlar

Travma hakkında merak edilenler

Standart bir süre yoktur. Belirleyici olan sürenin uzunluğu değil, yoğunluğun zamanla azalıp azalmadığı ve işlevselliğin geri dönüp dönmediğidir.

Evet. Yas herkeste aynı biçimde görünmez. Uyuşma, yasın erken evrelerinde sık görülen koruyucu bir tepkidir. Ağlamamak, yas tutmadığınız anlamına gelmez.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar